Yapay Zeka Psikozu Kapıda!

Son dönemde New York Times, Wall Street Journal ve diğer bazı yayın organları, yapay zekânın kaygıyı artırmada ya da akıl sağlığını bozmakta rol oynadığı düşünülen hasta vakalarını gündeme taşıdı. Bu haberler, “Yapay zekâya kişisel konular hakkında soru sormak tehlikeli olabilir mi?” sorusunu beraberinde getirdi.

Bazı uzmanlara göre, kimi kullanıcılar yapay zekânın bilinç kazandığına inanarak paranoyaya kapılıyor ve bu durum ruhsal sorunlara yol açabiliyor. Hatta “Yapay Zeka Psikozu” olarak adlandırılan bu sendrom nedeniyle profesyonel psikolojik destek arayanların sayısı artıyor.

Uzmanlar, yapay zekânın bir kişiliği, görüşü veya zevki olduğuna dair yanlış bir algının giderek yaygınlaştığını vurguluyor. Tıpkı Ay yüzeyinde kayaları insana benzetmek gibi, dil modellerinin ürettiği sonuçlara da “orada bir bilinç varmış” gibi yaklaşmak, bu psikozun temelini oluşturuyor.

Bilimkurgu eserleri de bu algıyı beslemiş durumda. Clarke, Heinlein, Bradbury ve Asimov gibi yazarların eserlerinde makinelerin bilinç kazandığı fikri, yıllardır popüler kültür aracılığıyla topluma işleniyor. Ancak gerçek şu ki yapay zekâ yalnızca istatistiksel tahminler yapıyor; kesin doğrulara değil, olasılıklara dayanıyor.

Buna rağmen, yapay zekânın pratikte çoğunlukla doğru yanıtlar vermesi, kullanıcıların hatalı çıktıları göz ardı etmesine neden oluyor. Bu da gelecekte büyük bir sorun haline gelebilir. Yanlış bilgiye dayalı bir dünyada, bireylerin kafa karışıklığı yaşaması, propagandaların ve manipülasyonların daha etkili olması kaçınılmaz görünüyor.

Örneğin, arama motorlarında sıradan bir soruya genellikle doğru yanıt bulunsa da zaman zaman tamamen hatalı ancak ikna edici cevaplarla da karşılaşmak mümkün. Aynı risk, GPT-5 gibi gelişmiş modeller için de geçerli. Çünkü internette pazarlama, propaganda veya sahte içeriklerle dolu milyonlarca metin bulunuyor ve yapay zekâ bunları “gerçek” olarak yorumlayabiliyor.

Nitekim birçok kullanıcı, uzmanı oldukları konularda yapay zekâya soru sorduklarında, hatalı cevaplarla karşılaştıklarını belirtiyor. Bu da yapay zekânın bilinçli bir görüş oluşturmadığının kanıtı. Çünkü fikir sahibi olabilmek, yalnızca canlı ve bilinçli varlıklara özgü bir özellik.

Öte yandan, yapay zekâya olan aşırı güvenin özellikle gençlerde olumsuz sonuçlar doğurduğu görülüyor. 2025 Haziran ayında okulların kapanmasıyla ChatGPT kullanımının %75 oranında düşmesi, en büyük kullanıcı kitlesinin öğrenciler olduğunu ortaya koydu. Eğitim sürecinde yalnızca yapay zekâya güvenen öğrenciler, zamanla kendi başlarına düşünme ve problem çözme becerilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Daha da endişe verici olan, bazı kişilerin yapay zekâ ile kurdukları ilişkiler nedeniyle gerçek dünyadan kopmaları. Bazı vakalarda kullanıcıların yapay zekâya aşık olduğu, hatta intihara sürüklendiği bildiriliyor.

Uzmanların uyarısı net: Yapay zekâ, “Skynet” gibi nükleer bir tehdit olmayacak. Ancak yanlış algılar ve bağımlılık, insanları yavaş yavaş psikolojik çöküşe sürükleyebilir. Bu durum, bireysel düzeyde ruh sağlığını, toplumsal düzeyde ise doğru bilgiye ulaşma hakkını tehdit ediyor.

Yapay zekâ insan beynine ne kadar benziyor?